“`html
Rojava’nın Kuşatılması ve Uluslararası Dayanışma Çağrıları
Rojava bölgesinde devam eden kuşatma, derin anlamlar taşıyor. 5-6 Ocak 2026 tarihlerinde Paris’te gerçekleştirilen toplantıların neden önemli olduğunu biliyoruz. Bu masada yer alan uluslararası güçler, Kürtlerin varlığını sadece çözülmesi gereken teknik bir sorun olarak görerek, bu toplumun özgürlük mücadelesine yeterince saygı göstermemiştir. Suriye’de 15 Mart 2011’de başlayan barışçıl gösterilerin ardından, dünya sahnesine terörist grupların da dahil olduğu iç savaş süreci dahil oldu. Ancak, Kürtler başta olmak üzere, bölgedeki halklar için Rojava’da ortak bir yaşam alanı kuruldu.
Orta Doğu’daki tarihsel etnik ve inançsal farklılıkların yarattığı nefret ve şiddet politikaları, diplomatik görüşmelerin arka planında yok edilmek isteniyor. Dünyanın dikkatinin farklı krizlere kaymasıyla, bir halkın kaderinin “istikrar” adı altında sıradan bir şekilde belirlendiğine şahitlik ediyoruz. Bu durum, uluslararası hukukun göz ardı edildiği ve güç oyunlarının korkusuzca sergilendiği yeni bir dönemi işaret ediyor.
Paris’teki olaylar tesadüf değil. Bu, güçlülerin hukuku hiçe sayarak keyfi bir yönetim tarzıyla hareket etmelerinin bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. ABD, İsrail, yeni Suriye yönetimi ve Türkiye temsilcilerinin katıldığı bu toplantıda, Kürtler bir muhatap olarak değil, yalnızca bastırılması gereken bir sorun olarak değerlendirildi. Kürtlerin yokluğu, ihmal değil bilerek yapılmış bir tercihtir. Tartışma konusu olan barış veya adalet değil, her bir tarafın kendi menfaatine göre belirlediği belirsiz bir “istikrar” anlayışıdır. Bu durumda, birlikte inşa edilecek yeni bir Suriye’de herkes payını aldı.
Kürt halkı bu durumu yabancı değil; tarihin derinliklerinden gelen bir hafızaya sahipler. Sevr Antlaşması’ndan bu yana, imparatorlukların dostluklarının her zaman koşullu olduğunu ve fedakarlıkların değişen stratejik çıkarlara göre çabuk unutulabileceğinin farkındalar. Bugün çözülen yalnızca askeri bir yapı değil; aynı zamanda, uluslararası hukukun ve evrensel hakların ihlali karşısında bir güven kaybıdır. Ancak bu tablo, umutsuzluğa yol açmaktan ziyade yeniden bir farkındalığa vesile oluyor. 2014’te Kobanî’de doğan umut, bugün Rojava ile büyüyen direnişle yeniden anlam buluyor.
Kürtler ve dostları, dünyanın farklı noktalarında sokakları ve meydanları terk etmiyor. Bu, Rojava ile dayanışmanın sadece coğrafi bir mesele olmadığını, insanlık adına daha büyük bir ideali sürdüklerinin ifadesidir. Burada, egemen ve militarist sistemlerin seslerini kısıp, Rojava’dan yola çıkarak “başka bir yaşam mümkün” mesajına sarılıyoruz. Doğru bilgi edinmek ve bunu yaymak, şiddet ve nefret üzerine kurulu propaganda duvarlarına karşı bizim için çok değerli bir mücadeledir.
Birlikte Güçlenmek
Sanatçılar, yazarlar, gazeteciler ve bilim insanları, uluslararası dayanışma için her alanda etkili bir ses yükseltiyorlar. Rojava için tarih yazan insanlık vicdanı, etkilerini gösterme yolunda önemli adımlar atıyor. Örneğin, Kobanî için bir grup sanatçı ve aktivist “Barış Delegasyonu” adı altında acil bir çağrı yaptı. Bu çağrıda, Kobanî’deki elektrik ve su kesintilerinin insanlık hukuku ihlali olduğu vurgulandı. Açıklamada, Türkiye’nin sınır ötesi siyaseti ile HTŞ’nin saldırıları arasındaki bağlantılara dikkat çekildi.
Fransa’da yayınlanan bir başka çağrıda, Libération gazetesi, Rojava’daki kadınlara yönelik sistematik saldırıları kritik hale getirerek, uluslararası sessizliğin suça ortaklık anlamına geldiğini belirtti. Feminist aktivist Pınar Selek’in önderliğindeki kampanya, Kürt kadınlarının yaşadığı mağduriyetleri gözler önüne serdi. Kadın cinayetleri ve cinsel şiddetin artışı, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor.
Fransız Le Monde gazetesinde 400’den fazla tanınmış şahsiyet, Rojava’yı savunan ortak bir makale yayınlayarak, bölgedeki insan hakları ihlallerine dikkat çekti. Bu çağrı, uluslararası dayanışmanın önemini bir kez daha hatırlattı.
Son olarak, İngiltere’den bir destek çağrısı geldi. Nobel ödüllü yazar J. M. Coetzee ve ünlü aktör Stephen Fry gibi isimler, Rojava’da Kürtlerin haklarının tanınması ve çatışmaların barışçıl bir şekilde çözülmesi için uluslararası kamuoyuna güçlü bir çağrıda bulundular. Savaşın yarattığı insani acılara karşı kolektif bir tepki göstermeliyiz.
Kısa zaman önce, emekçi, öğrenci, öğretmen ve sağlık çalışanlarının bulunduğu yüzlerce kişi, “Acil! Rojava’daki devrim tehlikede!” diyerek bir çağrı yaptılar. Burada, sendikaların sorumluluk alarak dayanışmayı artırma çağrıları önemli bir yer tutuyor.
Aydın ve sanatçılardan uluslararası Rojava çağrısı
27 Ocak 2026
Bilgi ve Dayanışma Savaşımında
Bu tür çağrı ve kampanyalar, devletler tarafından yürütülen nefret ve şiddete karşı kıymetli bir dayanışma örneği sunuyor. Doğru bilgi oluşturmak ve yaymak, Rojava ile dayanışmayı güçlendirmek açısından kritik bir öneme sahip. Rojava’daki kuşatma sadece askeri bir operasyon değil, aynı zamanda bilgi ve psikolojik savaş da içermektedir. Bu nedenle, insanın yanında durmak büyük bir önem taşıyor.
Rojava’ya verilen destek, sadece uzaktan izlenilen bir trajediye tepki olmaktan çok daha fazlasını gerektiriyor. Bu, aynı zamanda halkların kaderinin belirlendiği kararlara karşı durabilmek için bir meydan okumadır. Rojava ile dayanışmak, kadın özgürlüğünü, eşitlik ve demokratik yaşamı savunmak demektir. Bu nedenle, Rojava sadece Kürtler için değil, başka bir dünya umudunun da simgesidir.
Kısacası çağrımız, Rojava’nın yanında durmak ve onu yalnız bırakmamaktır. Sokaklarda, üniversitelerde, sendikalarda ve dijital mecralarda bu mücadeleyi görünür kılmalıyız. Her kelime, her eylem, diplomatik kararlara karşı güçlü bir toplumsal cevap sunabilir. Bugün hedefimiz, bu dayanışma pratiklerini güçlendirmek ve sürekli kılmaktır.
Rojava için ses yükseltmek, sadece bir halkı değil, geleceği de savunmaktır. Kadınların öncülüğünde yükselen bu toplumsal dayanışma, baskılara karşı bir araya gelme iradesinin simgesidir. Herkesin üzerlerine düşeni yapabileceği bir rol var: Doğru bilgiyi yaymak, yalanı teşhir etmek ve toplumsal dayanışmayı büyütmek. Çünkü Rojava’nın direnişi, insan kalma direnişimizdir.
Herkes şunu bilmelidir: Rojava düşerse, insanlık kaybeder. Rojava yaşarsa, umut yeşerir.
Rojava ile dayanışmayı artıralım, çoğaltalım ve süreklileştirelim. Tarih yazılırken, direnenler hatırlanacaktır.
Kaynaklar:
- [1] Barış Delegasyonu Çağrısı
- [2] Fransız Libération Çağrısı
- [3] Le Monde Çağrısı
- [4] İngiltere’den Gelen Çağrı
- [5] Acil Rojava Çağrısı
(EJA/TY)
“`
