Dev İngiliz şirketi altının seyrini açıkladı: Altın 2026’yı bu şekilde bitirecek

1 uga6

İngiliz varlık yönetim şirketi Schroders’ın kıymetli metaller piyasası analistleri tarafından yayımlanan son raporda, küresel altın piyasasında dikkat çeken bir Doğu-Batı dinamiğinin yaşandığı vurgulandı. Fiyatların yaklaşık yüzde 12 oranında gerilediği Haziran ayında Batılı yatırımcılar pozisyonlarını tasfiye ederken, Asyalı yatırımcılar ve gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları altın alımlarını kararlılıkla sürdürdü.

Schroders analistleri, Batı’daki sermaye çıkışlarının temel nedeni olarak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) şahin faiz politikalarını gösteriyor. Batılı yatırımcılar yüksek faiz ortamı nedeniyle satışa geçerken, gelişmekte olan Doğu piyasaları düşük fiyatları uzun vadeli stratejik bir birikim fırsatı olarak görüyor.

Analistler, Fed’in şahin tutumunun etkisini kaybetmesiyle birlikte altın fiyatlarının önümüzdeki 3 ila 6 ay içinde dip seviyeyi göreceği görüşünü paylaşıyor. ABD ekonomisinde kapasite aşımı ve enflasyonist baskılara dair tartışmalar sürse de Schroders, enerji fiyatlarındaki düşüş ve gerileyen enflasyon beklentileri nedeniyle kalıcı bir ücret enflasyonu riski görmüyor.

ABD işgücü piyasasındaki katılım oranının düşmesinin işsizliğin yüzde 5’e çıkmasını engellediği, bu eşiğin aşılması halinde ise piyasada çok daha farklı bir ekonomik anlatının hakim olacağı belirtiliyor. Raporda dikkat çekilen bir diğer önemli husus ise küresel ekonominin artık bir “mali egemenlik” çağında olması.

Önümüzdeki 12 ayda yenilenmesi gereken 8-10 trilyon dolarlık ABD Hazine borcu ve yaklaşık 2 trilyon dolarlık bütçe açığı finansmanı, savunma bütçesini aşan devasa bir faiz yükü yaratıyor. Bu durum, Fed’in enflasyonla mücadele amacıyla faiz oranlarını artırma kapasitesini ciddi şekilde sınırlandırıyor.

Hatta faiz artışlarının, faiz geliri elde eden kesimler için teşvik edici bir unsur oluşturarak para politikasının aktarım mekanizmasını bozduğu ifade ediliyor. Piyasadaki altın boğa döngüsünün sürdürülebilirliği açısından merkez bankalarının alım iştahı kritik bir unsur olarak öne çıkıyor.

2022’deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası stratejik alımlara başlayan Polonya Ulusal Bankası’nın bu yıl 700 tonluk altın hedefine ulaşması ve sonrasında da alımlarına devam etmesi bekleniyor. Dünya Altın Konseyi ve OMFIF verileri, Polonya’nın tekil bir örnek olmadığını, gelişmekte olan ülkeler için bir öncü olduğunu gösteriyor.

Çin Halk Bankası (PBOC) ise hem alım hacmi hem de diğer merkez bankaları üzerindeki “sinyal etkisi” nedeniyle en kritik aktör konumunda. Fiyatların ons başına 5.000 doları aştığı dönemde 2 tonluk sembolik alım yapan PBOC, Haziran ayında fiyatların ortalama 4.250 dolara gerilemesini fırsat bilerek aylık alımını 7 kattan fazla artırıp 15 tona çıkardı.

Analistler, Pekin yönetiminin gerçek altın alımlarını resmi verilerin ötesinde gizli tutuyor olabileceğini ve geçmişte olduğu gibi gelecekte de tek seferde büyük ölçekli düzeltmeler açıklayabileceğini belirtiyor.

Mevcut ons fiyatları üzerinden yapılan hesaplamalara göre Çin’in mevcut altın rezervlerinin toplam rezervleri içindeki payı yüzde 8,3 seviyesinde bulunuyor. PBOC’nin bu oranı yüzde 30 seviyesine çıkarmak istemesi durumunda, Haziran ayındaki rekor alım temposunu hiç kesintisiz 33 yıl boyunca sürdürmesi gerekecek.

Küresel merkez bankalarının rezervlerini altınla güçlendirme eğiliminin, önümüzdeki onlarca yıl boyunca altın talebini ve fiyatlarını desteklemeye devam edeceği öngörülüyor.

NOT: Bu haberde yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi vermemektedir.

yok

Author: Ece Koç