Zihinsel barış için önce hakikat

Şeytan Değil, Acizlik

Yazar Sabahattin Ali’nin dediği gibi “İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… tembellik var… İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var…”

1997 yılında Irak pasaportuyla Bulgaristan’a gitmeye çalışan bir kadın, Türkiye’ye iade edilmek üzere Habur’a getiriliyor. Şırnak’ın Silopi ilçesinde gözaltına alınıyor ve resmi kayıtlara göre 57, kendi beyanına göre 66 gün boyunca sistematik şiddet ve cinsel saldırıya maruz kalıyor.

Kadının avukatı Eren Keskin’in anlattığına göre, kadın doktora tecavüzü anlatıyor fakat sadece darp ve cebir raporu alıyor. Başka bir kadın ise günlerce tecavüze uğrayıp darp edildikten sonra ölüme terk ediliyor.

Cizre, Şırnak gibi Kürt illerinde hukukun ve insan haklarının askıya alındığı yıllardan bugüne, barış sürecinde önemli adımlar atıldı. Abdullah Öcalan’ın vurguladığı silahlı mücadeleden çıkış, demokratik entegrasyon, Türk-Kürt birliği ve zihinsel barış gibi kavramlar önemli hale geldi.

Zorla kaybetmeler, cinsel şiddet ve diğer hak ihlalleriyle yüzleşilmeden gerçek bir zihinsel barışın sağlanması mümkün değil. Hâlâ çözümsüz kalan dosyalar ve devam eden kayyım uygulamaları barışın toplumsallaşmasını engelliyor.

Medya çalışanları olarak, topluma barışın önemini anlatmamız ve toplumsal barışa hizmet eden haberler yapmamız gerekiyor. Eşit yurttaşlık, adalet ve barışın herkesi kapsayacak şekilde tesis edilmesi için çalışmaların devam etmesi gerekiyor.

Barışın sağlanması, herkesin geleceği için umut olacak ve toplumun her kesimi için faydalı olacaktır. Şiddet dalgalarının yükseldiği bir dönemde, barışın sağlanması hayati önem taşımaktadır.

Adalet, özgürlük ve eşitlik temelli, şiddetsiz bir hafta geçirmeniz dileğiyle… (EMK)